
ÖZ: Tersiyer yaşlı epimezotermal fluorit yatağı Ovacık yöresindeki Üst Kretase yaşlı allokton kireçtaşları içinde oluşmuştur, Kireçtaşları dışındaki litolojik birimlerde cevherleşme yoktur. Cevherleşme zonu boyunca görülen hafif dolomitleşme, fluoritin yoğunlaştığı kesimlerde daha belirgindir. Yatakta sülfid mineralizasyonu gelişmemiştir. Fluorit oluşumu Gedız-Simav grabenine paralel BKB-DGD doğrultulu genç bir fayla ilişkilidir. Bu faya bağlı olarak KB, KB ve D-B doğrultulu makaslama ve genişleme kırıkları oluşmuştur. Cevherleşme bu kırık sistemleri ile denetlenen erime boşlukları içinde boşluk dolgusu ve daha az oranda âmrm dolgusu şeklinde gelişmektedir. Yataktaki esas cevher minerali fluorittir. Esas gang minerali ise kalsittir. Daha az oranda barit ve kuvars görülür. Cevherleşme, erime boşlukları içinde fluorit-kalsit şeklinde gelişen simetrik bantlı yapı gösterirken, damarlarda asi» metrik bantlı yapı görülür, Fluoritit dolgular dışında, genellikle genişleme kırıkları içinde gelişen birkaç küçük monomineralik barit daman da saptanmıştır. Yatakta saptanan mineral parajenezi oldukça fakir olup, sıvı kapanım çalışmaları sonucu iki parajenetik evre ayırtlanabilmiştir, Mezotermal Evre: Mor fluorit + kuvars + yeşil fluorit + barit Epitermal Evre : Kahverengi kalsit + pempe fluorit + beyaz kalsit. Fluorit, barit, kalsit ve kuvars minerallerinde yaklaşık 100 adet sıvı kapanımda mikrotermometrik Ölçümler yapılmıştır, Ölçümler iki fazlı (gaz+sıvı) ve tek fazlı (sıvı) birincil kapanımlarda gerçekleştirilmiştir. Ortalama homojenleşme sıcaklıkları mor fluoritler için 270 eC, kuvars için 254 C yeşül fluoritler İçin 243 C% barit için 219 C% kahverengı kalsit ıçin 206 C pempe fluoritler için 178 C° ve beyaz kalsit için 160 C olarak bulunmuştur, Fluoritlerde tuzluluk % 7-8 NaCl eşdeğerdir, Monomineralik barit damarlarında ortalama homojenleşme sıcaklıkları 219-241 C° arasında değişmektedir, Fluoriterlerin nadir toprak element (NIE) içerikleri 041-5,20 ppm arasında değişmektedir. Ce/Yb oranlan fluoritlerin hafif nadir toprak elementlerince (HNTO) zenginleşme gösterdikleri ortaya koymuştur, TbyLa oranlan mor fluoritlerin önce kristallendiğini gösterir. Fluorit NIE / Kondirit NIE değerleri, fluoritlerin duraylı bir negatif Ce anomalisine sahip olduklarını göstermiştir. Bu veri hidrotermal sıvıların kaynakta yüksek oksijen fugasitesine sahip olduklarını gösterir. Önce kristallenen mor fluoritlerde saptanan pozitif Eu anomilisi, hidrotermal sıvılarla kirectaşlarının etkileşimi ile gelişen dolomitleşme sonucu, kireçtaşlarından serbest kalan Eu+2> fun cevherleşme ortamında oksidasyon koşulların devam etmesi nedeniyle Eu+3` e okside olması ile açıklanabilir. Yeşil ve pembe fluoitlerde saptanan negatif Eu anomalisi, hidrotermal sıvıların bünyesinde iki farklı değerlikli Eu`un (Eu+2 ve Eu+3) birlikte varlığına işaret eder Jeolojik, jeokimyasal ve sıvı kapanım verileri, Ovacık fluorit yatağının, çevrede çok sayıda termal kaynak ve sülfit cevherleşmeleriyle karakterize olan Tersiyer hidrotermal sistemlere bağlı olarak oluştuğunu ortaya koyar. En olası gözüken oluşum mekanizması, yüksek ısıya sahip asit karakterli cevherli eriyiklerin kireçtaşları ile etkileşimi sonucu bünyelerindeki Mg`u bırakarak kireçtaşlarından Ca alması ve pH değerinin de nötrleşmesi ile fluorit oluşumu seklinde açıklanabilir.
ÖZ: İsparta`nın güneyi ve batısında geniş bir yayılım gösteren Pliyosen yaşlı piroklastik istif içerisinde ignimbiritler (TRAS) bulunur. Traki-andezik bir volkanizmaya bağlı olan tras düzeyinin kalınlığı 20-150 m arasında değişim gösterir, Tras feldispatlar (sanidin, albit, oligoklas), piroksen, amfibol, biyotit ve opak mineraller ile bir cam matriksten oluşmuştur. Bunlarla birlikte farklı kayaç kırıntıları ile yer yer kömürleşmiş bitki kalıntıları da tos düzeyinde bulunan diğer önemli bileşenlerdir, Dereboğazı yöresi tasının çimento katkı maddesi olarak kullanımındaki en önemli özelliklerinden biri olan puzzolanik aktivitesi ortalama 103 kgf/cm2 dir. Bu değer standart değerin iki katıdır, Aynca standartta 3000 cm2/gr olarak verilen Blaine değeri, araştırılan tras örneklerinden ortalama 7630 cm2 / gr değerine ulaşmaktadır. Özgül ağırlık 2,49 gr/ cm3, camsı faz oranı ise % 40 dır, Trasın kimyasal bileşiminde bulunan SiO2 + A12O3 + Fe2O3 toplamı % 74 ile 84 arasında, MgO %0,27 ile 0.76, SO3 % 0,0 ile 0,30 arasında değişim göstermektedir. Bu değerler standart değerlere çok uygundur, Yapılan araştırma ile; Dereboğazı tasının geniş yayılımı, rezervi ve tüm diğer özellikleri ile ekonomikliği onun çimento katkı maddesi olarak kullanıma çok uygun olduğunu göstermiştir.
ÖZ: Türkiye`deki manganez yatakları, bulundukları yaş konağı, oluşumları, yan kayaçların, kimyasal, mineralojik ve yapısal özelliklerine göre dört ana gruba ayrılırlar. Birinci grup, genellikle radyolaryalı çörtler içindeki hidrotermal ve hidrojenetik türdeki mangenez yataklarıdır. Bunlar, yüksek Mn=Si ve düşük Âl-Fe içerikli, genelde katman yapılı olarak Paleotethis, Karakaya, izmir-Ankara-Erzincan- Kars ve Güneydoğu Anadolu sütür kuşağının epiofiyolitleri içinde yaygındırlar. Genellikle düşük rezervli bu yatakların en tipik olanı Çayırlı manganez yatağıdır, İkinci grup. Batı Toros`larda Alt Kretase yaşlı karbonatlar içindeki siyah şeyllerle ilişkili yataklardır. Bunlar, rodokrosit gibi mangan karbonatlar ve bunların oksitlenme ürünlerinden oluşmakta ve yüksek rezervler içermektedir. En tipik örnekleri Denizli-Ulukent ve güney alanlarında bulunmaktadır, Diyajenetik oluşumlu bu yatakların Fe içeriği radyolaryalı çörtlerle ilişkili yataklardan yüksek Si içeriği ise düşüktür. Üçüncü grup, Karadeniz kıta yayının volkanotortulların içindeki hidrotermal oluşumlu yataklardır, Karadeniz kıyısı boyunca yaygınca gözlenen bu yatakların en önemlileri Ocaklı, Güce, Ebuhemşin ve Çiftliksanca`dır, Damar, stok ve katman yapılı cevherleşme volkanitler ile ardalanmalı çökellerin çeşitli düzeylerinde bulunur, Dördüncü grup, Trakya Havza`sındaki Oligosen çökelleri içinde bulunan ve Karadeniz`i çevreleyen Chiatura, Nikopol, Varna yataklarıyla jeneük benzerlikler gösteren yataklardır, Transgresyon, regresyon salınımlarına bağlı, diyajenetik süreçlerle oluşan ters derecelenme pizolitik cevher, düşük Mn-Si içerikli ancak yüksek rezervlidir.
ÖZ: Organik fasiyes, sedimenterin inorganik özellikleri dikkate alınmaksızın belirli bir stratigrafik ünitenin haritalanabilir ölçekteki alt birimidir ve bunlar organik unsurların karakterleri temel alınarak diğer alt birimlerden ayrılırlar, Organik maddenin oluşumu, bileşimi ve diyajenez özellikleri göz önüne alınarak yedi ayn organik fasiyes tanımlaması yapılmıştır. Bu sınıflamada organik maddenin mikroskobik ve organik jeokimyasal özellikleri temel veri olarak kullanılmıştır. A organik fasiyesi özel durumlarda bulunan sınırlı bir fasiyestir. Petrolün kökenini oluşturan B organik fasiyesi ile gazın kökenini oluşturan C organik fasiyesi hacimsel olarak çok yaygındır. Oksitlenmenin olduğu tüm ortamlarda gözlenen D organik fasiyesi ise hiçbir hidrokarbon oluşumu içermez, BC organik fasiyesi B ve C organik fasiyesler arasında, CD organik fasiyesi ise C ve D organik fasiyesleri arasındaki geçiş fasiyesleridir.
ÖZ: Yerleşim yerlerinin, sanayi tesislerinin ve iletişim hatlarının yeralacağı alanlarda heyelan, deprem, volkanizma veçökme gibi jeolojik faktörlerin etkilerinin dikkate alınması planlamanın en önemli bölümünü oluşturmaktadır.Mühendislik jeolojisi çalışmaları planlamanın temeli olmakla beraber, uygulamanın her aşamasında çok değerli bilgiler sunması nedeniyle bir kat daha önem kazanmaktadır,Mühendislik jeolojisi haritaları konvansiyonel jeoloji haritalarından farklılık gösterir, Bu haritalarda jeoloji ve yapıarasındaki ilişki irdelenmekte olup kayaçların fiziksel ve mekanik özellikleri, mühendislik açısından davranışları ayrıntılı olarak incelenmektedir.Planlamacılar için çok ve çeşitli jeolojik bilgiler gerektiğinden bu ihtiyacı karşılamak üzere değişik özelliklere sahip çok sayıda mühendislik jeolojisi haritaları üretilmiştir.Bu makalede yazar, mühendislik jeolojisi haritalarının hazırlanmasındaki yöntemleri gözden geçirmektedir
ÖZ: Madenler, ilk çağlardan beri toplumların yaşamındavazgeçilmez bir yere sahip olmuşlardır, İnsanoğlu doğayla giriştiği mücadelede madenlerden büyük ölçüdeyararlanmış, madenleri kullanarak doğayı yönlendirebilmiş ve basan kazanabilmiştir.İnsanların yaşamında büyük yere sahip olan madenlerin günümüzde oldukça değişik birimlerde, farklı kullanım alanları vardır. Dolayısıyla madenlere sahip olabilmek için toplumlarda kişiler arası, Dünyada da toplumlar arası çatışmalar öteden beri süregelmektedir.Madenlere sahip olabilen kişiler büyük bir ekonomikgüce sahip olabildikleri gibi, stratejik madenlere sahipolan şirketler uluslararası pazarlama ve fiyat politikalarını istedikleri gibi düzenleyebilmekte ve bu alanda birmonopol oluşturabilmektedirler. Bu dev monopollerin,özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin madencilik sektörü üzerinde doğrudan veya dolaylı, açıkveya gizli baskı ve kontrollerinin olduğu bilinen bir gerçektir, Bu durum tüm ülkelerde kamuoyunun madencilik sektörü ile ilgili yasal ve kurumsal düzenlemeler karşısında çok duyarlı olmasına neden olmaktadır
ÖZ: Avustralya kıtasının büyük kısmı kurak veya yankuraktır, Butt ve Smith (1980) den alınmış Şekil 1 dekurak ve yan kurak bölgelerin dağılımı görülmektedir.Kurak zonda maksimum yaz (Ocak) sıcaklıkları ortalaması 33*C ile 39 °C? ortalama yıllık yağış 100-400 mmarasındadır.Şekil 1 de Avustralya`nın başlıca şehirlerinden bazıları görülmektedir. Büyük şehirler dar kıyı zonlarında Akdeniz ve tropikal iklim şartlan altında bulunurlar,Çoğu kurak ve yan kurak alanlarda yerleşim yerleri olmadığından mühendislik faaliyetleri oldukça sınırlıdır.Bu kapsam içinde maden projeleri için küçük yerleşimyerleri, uçak pistleri, demiryolları ve karayollarının yapımı gerekmektedir, Su temini projeleri için hem yüzeyhem de yeraltı suyu kullanılmaktadır. Broken Hill, Mount İsa Kalgoorlie en büyük maden merkezleridir,
ÖZ: Ani heyelanların jeolojik özellikleri, tabaka ve litolijiye, kaya kütlesinin yapısına, kaymanın özel koşullarına, duraysızlığı teşvik edici faktörler ile heyelanın hareket durumuna bağlıdır, İlgili mekanizma modeli, aniheyelanın esas mekanizmasının yansımasıdır, Ani heyelanın derinliği, gelişimi, ivmesi ve durgunluğununüzerinde yapılan enerji analizleri esas alınarak ani heyelanlar üç ana tipe ayrılabilir. Birici tip esas olarak yüksek potansiyel enerjinin neden olduğu heyelanın pozisyonu (konumu) le ilgilidir, İkinci tip, heyelan deformasyonu ile ilgilidir. Üçüncü tip ise, heyelan üzerinde etkiliolan dış kuvvetlerle ilgilidir. Bu çalışmada, yukarıdabelirtilen esaslar çerçevesinde, ani hızlı heyelanın mekanizması üzerindeki en güncel analizler sunulmuştur.Yüksek konumda kayan heyelana tipik örneklerve duraysızlık mekanizması modelleri
ÖZ: Yeryüzündeki volkanik bölgeler, çok farklı kayaçünitelerini kapsar; Lavlar, patlama ve püskürme ürünüolan volkano sedimentler, çeşitli sedimenter işlevler sonucunda meydana gelen çökel kayaçlar gibi (kum türbidiüer, pelajik ve yan pelajik sedimentler) sayılan buöğeler, volkanik ortamın şekillenmesini önemli ölçüdeetkilemektedir, 1960 yıllarına dek volkanik bölgelerdeki yapılan çalışmalar Jeokimya, mineraloji, petrografive petrojenez alanlarında oluşmuştur, Bu çalışmalardan elde edilen veriler yardımıyla, volkanizmaya bağlıçökellerin mekanizması, yapılan daha iyi anlaşılmıştır, Daha sonra volkanik bölgelerdeki modern ve klasikçalışmalar bu yeni bilgilerin ışığı altında yürütüle gelmiştir, Özellikle de fasiyes kavramı dikkate alınarak,karakteristik kaya ünitelerinin tanımlanması, belgelenmesi bunların doğru olarak yorumlanması gerekliliğiortaya çıkmıştır, Zira her bir karakteristik kaya ünitesi` nin ayırtlanarak belirlenmesi, onların jenezi, çökellerinişlevi, ve havza çökelimi hakkında önemli bilgiler sağlamaktadır
ÖZ: İlkel insan tarafından efsanelerin yaratılması ve doğal olayların doğaüstü yorumlan zamanın derinliklerinde kaybolmuş gerçek bir gizdir. İnsanoğlu tarafındanyapılan tanımlamalar, bu tür olayların nedenlerine ulaşmada gösterdiği çabalardır,Paleontolojik verilerce belirlenen organizma fosillerihalkbilimi gelenekleri içinde devlere, doğaüstü varlıklara ve azizlere atfedilmişlerdir ve iyileştirici özellikleresahip oldukları varsayılmaktadır, Bu makalede bu türörneklere değinilmektedir,Konunun tamamlandığını öne süremeyiz, bununlaberaber gerek kişisel araştırmalarla gerekse literatürverileriyle olduğunca çok olayı ele almaya çalıştık,
ÖZ: Manisa Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü`nce yapılan Manisa öğretmenevi inşaat öncesi (Resim, 1) prob»lemli olan inşaat zemininin ıslahı için yaptığımız jeolojik etüt sonucunda, inşaat temel zemin stabilizasyonunda Türkiye`deki ilk uygulamalardan biri olan sönmüş kireçtozu uygulamasına karar verilmiş ve başarılıbir şekilde sonuçlandırılmıştır. Daha önce aynı yerdeyaptırılan temel zemin sondajı ve alman numunelerinlaboratuvar deneyleri sonucundaki zeminin parametrikdeğerleri, stabilizasyon uygulaması için baz olarak alınmıştır, Doğal zemine, 3,45 m lik bir hafriyat sonucuulaşılmış olup, çevre tarafından inşaat sahası, daha önce çöplük olarak kullanıldığından bu kota kadar, çeşitliyabancı maddeler (naylon, kiremit, çöp, kağıt vs. yığınları,.) ile dolu suni yığma dolgu zemin mevcuttur. Hafriyat yapılarak suni dolgu kaldırılmış, doğal zemineulaşılmış, ancak bu kez de 4 gözeden çıkan 2,2 İt/sndebili yeraltı suyu ile karşılaşılmıştır
ÖZ: Manisa Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce yapılanManisa Öğretmen evi için uygulanacak temel sisteminingüvenli ve en ekonomik olarak seçimi ile zemin emniyetgerilmesinin tespiti, aynca problemi olan İnşaat zeminininıslahı için jeolojik etüt sonucu temel zemin sondajı önerilmiştir.Müdürlüğümüzce yapılan İnceleme sonucunda, inşaatmühendisleri odası laboratuvarı ile Ege temel sondaj şirketine zemin sondajları ve laboratuvar deneyleri yaptırılmıştır, Yayılımı 2000 m2 olan inşaat alanında sondaj lokasyon planında belirtilen yerlerde (Şekil 1) 5 adet 100, 5m, derinliğinde rotary sondaj yapılmıştır. Her sondaj kuyusunda standart penetrasyon deneyi, zeminlerin dayanımparametrelerini saptamak için zemin örnekleri alınmıştır.Mevcut zeminleri tanımlamak üzere örselenmiş, dayanımve sıkışma parametrelerini elde etmek için ise örselenmemiş zemin numuneleri alınmıştır. Zemin örnekleri üzerinde yapılan deneyler sonucu, zemin deney bulguları vestandart penetrasyon değerleri elde edilmiştir. Standart penetrasyon değerlerinin oturma ve taşıma gücü hesapların»da kullanılması için bu değerlerin düzeltilmiş sonuçlankullanılmıştır,
ÖZ: Dünyada platin grubu metaller (Pt, Pd, ir, Öş, Rh, Ru) genelde birincil olarak: likit, erken mağmatik ve geç magmatik olarak üç ayrı yataklanma tipinde bulunurlar. İkincil olarak ise, plaser yataklarda gözlenirler.Ultrabazik kayaçlarda Pt, ir, Os üçlüsü daha egemenken, bazik kayaçlarda Pd, ve Pt sülfürler halinde baskındır. Geçmağmatik evrede oluşan stratiform ve podiform kromit yataklarında platin grubu metallerin dağılımı farklılık gösterir.Podiform kromit yataklarında Cr2O3 fazla, platin grubu metaller azken, stratiform yataklarda tam tersi bîr durum izlenir.Dünyada bir kaç ülke (Kanada, G.Afrika, Rusya ve Kolombiya) dünya platin grubu metal üretiminin % 98`ini ellerinde tutarken, Türkiye`de platin grubu metaller gözlenmiş olup, ekonomik önemi yoktur,
ÖZ: Son yıllarda, endüstrileşmiş ülkelerde atık ürünlerleilgili sorunlar günden güne daha dikkate değer hale gelmektedir.Belli başlı atık gruplarından bazıları aşağıdaki biçimde özetlenebilir:- Evsel atıklar- Endüstriyel atıklar- Maden atıkları- Radyoaktif atık ürünler- Diğer tehlikeli atık ürünler- Diğer tehlikeli, yok edilemeyen atıklar.Bu beş grupta toplanan atıklar, birbirinden oldukçafarklı özellikler gösterirler, Bu yüzden depolama işlemleri için ekonomik çözümleri de farklıdır.Depolanmış atıkların, tehlikeli ürünler oluşturankimyasal tepkimeler gibi değişimlere uğraması, sorunları daha da karmaşıklaştırır. Bu yüzden depolananmaddelerde oluşan tepkime ve süreçleri hakkında yeterli bilgi sahibi olunması zorunludur.
ÖZ: İstanbul İli, İkitelli bölgesinde kurulan "İkitelli Organize Küçük Sanayi Sitesi", yurdumuzun GAP`tan sonra en büyük yatırımını oluşturmaktadır. Sanayi Sitesi alanı içinde yer alan 17 000 üyeli 50 Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi`nin yerleşim yerinin 7 km2 lik geniş bir alanı kaplaması, bu yörenin Jeoloji, Mühendislik Jeolojisi ve jeoteknik etütlerinin ne denli önem kazandığını göstermektedir. Bu amaçla inceleme alanı olarak seçilen bölgede yaklaşık 20 km2 likalanın detaylı etüdü yapılmıştır. İkitelli Organize Küçük Sanayi Sitesi`nin de içinde yer aldığı yöre yakından incelendiğinde görünür temelde silttaşı-kumtaşı ve şeyi ardalanmasından oluşan Karbonifer yaşlı Trakya Formasyonu`nun yeraldığı görülmektedir. Genel anlamda grovak olarak adlanan bu formasyonun litolojilerinin, tabandan tavana doğru gittikçe, sağlam kaya, geçiş kayacı ve zemin özelliklerini içeren değişik seviyelerden oluştuğu, saha gözlemleri ve laboratuvarda mekanik deneyler sonucu elde edilen mukavemet parametreleriyle tespit edilmiştir. Yörede Trakya Formasyonuüzerinde diskurdan oturan ilk birim Eosen yaşlı Kırklareli ve Menekşedere Formasyonlarıdır. Kırklareli Formasyonunun sert-sıkı, dayanımı yüksek kireçtaşlanyla, üst seviyelere doğru ise normal geçiş gösteren Menekşedere formasyonunun kumlu, killi, mam arakatkılı kireçtaşlarıyla temsil edildiği ve her iki formasyonun dayanımlarına bağlı olarakçoğunlukla vadilerde dik yamaçları oluşturduğu gözlenmiştir. Bu istifi transgresif nitelikli kum ve çakıldan oluşan Miyosen yaşlı Çukurçeşme Formasyonu diskordan olarak örtmektedir. Karasal nitelikli Çukurçeşme Formasyonu şıkıkum, sıkı çakıl niteliğinde olup, içerdiği kil katkıları ve bantları birime zayıf derecede kohezyonlu zemin özelliğini vermektedir. Açılan kum ocaklarında dik şevlerde içerdiği silt/kil oranına bağlı olarak stabilitesini koruyabilmektedir. İstifin üzerinde normal konumda Güngören Formasyonunun yüksek plastisiteli killeri yer almaktadır, Hakim litolojiyi oluş»turan kilin içinde düzensiz ve seyrek olarak killi-şiltli kum mercekleri gözlenmektedir. Mostra verdiği düşük eğimli topografyada, ya da açılan şevlerde istif duraysızlaşabilmekte ve kitle hareketlerine neden olabilmektedir. İstifin üstündenormal konumda Bakırköy Formasyonunun killi, boşluklu, Maktra`lı kireçtaşları yer almakta olup, tüm bu birimleralüvyon tarafından diskordan olarak örtülüdür. Bu jeolojik istif. Mühendislik Jeolojisi ve jeoteknik incelemeler ile birlikte ele alınarak sonuçta "İkitelli Organize Küçük Sanayi Sitesi" ve çevresini oluşturan alan, yerleşime uygunluk açısından değerlendirilmiştir,
ÖZ: Tortul kayalardaki fosil cins ve türlerinin belirlenmesi ve taksonomik prensipler kapsamında incelenmesi* sistematik paleontolojide bir dizi terimlerin kullanılmasını gerektirmiştir. Bu çalışmada paleontoloji içerikli makale ve bildirilerde karşılaşılan, özellikle sistematik paleontolojide kullanılan terimlerin tanımları verilerek, bunların yerinde kullanılması konusunda açıklık getirilmeye çalışılmıştır.